<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Yüksek Lisans</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/73</link>
<description/>
<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 03:03:42 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-07-06T03:03:42Z</dc:date>
<item>
<title>Aile Sağlığı Merkezinde Çalışan Ebe ve Hemşirelerin Karşılaştığı Emzirme Problemleri ve Çözüm Yaklaşımlarının İncelenmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5492</link>
<description>Aile Sağlığı Merkezinde Çalışan Ebe ve Hemşirelerin Karşılaştığı Emzirme Problemleri ve Çözüm Yaklaşımlarının İncelenmesi
Aktaş, Elif
Amaç: Bu araştırma, Aydın ili Efeler ilçesinde bulunan Aile Sağlığı Merkezlerinde görev yapan ebe ve hemşirelerin karşılaştıkları emzirme problemlerini ve bu problemlere yönelik kullandıkları çözüm yaklaşımlarını incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. &#13;
Gereç ve Yöntem: Araştırma analitik-kesitsel ve tanımlayıcı tipte planlanmış olup, çalışma 01 Ekim 2024–31 Aralık 2025 tarihleri arasında yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini çalışmaya katılmayı kabul eden 55 ebe ve hemşire oluşturmuştur. Veriler, araştırmacı tarafından geliştirilen Tanıtıcı Bilgi Formu ve Emzirme Sorunlarını Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır.  &#13;
Bulgular: Katılımcıların yaş ortalaması 44,04±6,19 yıl olup, büyük çoğunluğu lisans mezunu, evli ve çocuk sahibidir. Araştırmada ebe ve hemşirelerin emzirme sürecinde çok sayıda sorunla karşılaştıkları belirlenmiştir. En sık karşılaşılan emzirme problemleri arasında meme ucu çatlağı (%83,6), meme ucunda ağrı/hassasiyet (%78,2) ve meme dolgunluğu (%78,2) yer almıştır. Ayrıca bebeğin emerken uyuklaması, kilo alımı konusunda endişe yaşanması ve emzirme tekniğinin bilinmemesi de sık bildirilen sorunlar arasında bulunmuştur.  &#13;
Sonuç: Sorunların çözümünde en yaygın kullanılan yaklaşımlar; doğru emzirme tekniğinin öğretilmesi, sık emzirmenin teşvik edilmesi, süt sağımı konusunda danışmanlık verilmesi, anne eğitimi ve düzenli kilo takibinin yapılmasıdır. Çalışma sonucunda, aile sağlığı merkezlerinde görev yapan ebe ve hemşirelerin emzirmenin korunması, desteklenmesi ve sürdürülmesinde kritik bir role sahip oldukları belirlenmiştir. Elde edilen bulguların emzirme danışmanlığı hizmetlerinin geliştirilmesine, hizmet içi eğitim programlarının planlanmasına ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde emzirmenin desteklenmesine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.  &#13;
Anahtar Kelimeler: Aile sağlığı merkezi, Anne sütü, Ebe, Emzirme danışmanlığı, Emzirme.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5492</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Obez Kedilerde Kisspeptin-1, Speksin Ve Galanin Hormon Düzeylerinin İncelenmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5489</link>
<description>Obez Kedilerde Kisspeptin-1, Speksin Ve Galanin Hormon Düzeylerinin İncelenmesi
İrem, HELVACIOGLU
Helvacıoğlu İ. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Biyokimya&#13;
(Veteriner) Yüksek Lisans Programı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2026.&#13;
Amaç: Bu çalışma, farklı vücut kondisyon skorlarına (VKS) sahip kedilerde serum speksin&#13;
(SPX), galanin (GAL) ve kisspeptin-1 (KISS-1) düzeylerini ölçmeyi ve bu nöropeptitlerin&#13;
temel metabolik parametrelerle (glukoz, trigliserit, kolesterol, ALT, AST, kalsiyum) olan&#13;
ilişkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Çalışmaya, Özel İzmir VetGO Veteriner Polikliniği'ne çeşitli nedenlerle&#13;
başvuran, 1 yaş ve üzeri, kısırlaştırılmış, sistemik hastalığı bulunmayan 45 kedi dahil edilmiştir.&#13;
Kediler dokuz puanlı VKS sistemine göre normal (VKS 5, n=15), normal üstü (VKS 6-7, n=15)&#13;
ve obez (VKS 8–9, n=15) olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Vena cephalica antebrachii'den&#13;
alınan kan örnekleri 3000 rpm'de 15 dakika santrifüj edilerek serumlar elde edilmiştir. Serum&#13;
SPX, GAL ve KISS-1 düzeyleri kedi spesifik ticari ELISA kitleri kullanılarak ELISA&#13;
okuyucuda ölçülmüş; rutin biyokimyasal parametreler ticari test kitleri ile spektrofotometrik&#13;
yöntemle belirlenmiştir. Veriler SPSS 22.0 programı ile tek yönlü varyans analizi , post hoc&#13;
Scheffe testi ve Pearson/Spearman korelasyon analizleri kullanılarak değerlendirilmiştir.&#13;
Bulgular: Serum SPX düzeyleri normal grupta (453,43 ± 25,16 pg/mL), normal üstü (351,19&#13;
± 17,46 pg/mL) ve obez gruba (354,47 ± 8,05 pg/mL) kıyasla istatistiksel olarak anlamlı&#13;
biçimde yüksek bulunmuştur (P=0,001). Serum GAL düzeyleri obez grupta (49,00 ± 4,92&#13;
pg/mL), normal gruba (35,03 ± 3,86 pg/mL) göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır&#13;
(P=0,036). KISS-1 düzeyleri açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark&#13;
belirlenmemiş (P=0,254), ancak obez grupta artış eğilimi gözlenmiştir. Biyokimyasal&#13;
parametreler incelendiğinde, glukoz, trigliserit, kolesterol ve kalsiyum düzeylerinin obez grupta&#13;
diğer gruplara kıyasla anlamlı biçimde yüksek olduğu saptanmıştır (P&lt;0,05). ALT ve AST&#13;
düzeylerinde gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmamıştır (P&gt;0,05).&#13;
Korelasyon analizinde SPX ile vücut ağırlığı arasında negatif (r=-0,374; P=0,022), GAL ile&#13;
trigliserit arasında pozitif (r=0,371; P=0,016), KISS-1 ile trigliserit (r=0,461; P=0,008) ve AST&#13;
(r=0,466; P=0,019) arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir.&#13;
xii&#13;
Sonuç: Elde edilen bulgular, speksinin kedilerde enerji homeostazını düzenleyen anoreksijenik&#13;
bir nöropeptit olarak görev yaptığını ve obezite ile baskılandığını ortaya koymaktadır.&#13;
Galaninin ise oreksijenik etkileri aracılığıyla yağ alımını artırarak obezite patofizyolojisinde&#13;
aktif rol oynadığı düşünülmektedir. Kisspeptin-1'in metabolik süreçlerle daha dolaylı bir ilişki&#13;
içinde olduğu ve enerji dengesi ile üreme ekseni arasında modülatör bir işlev üstlenebileceği&#13;
değerlendirilmektedir. Bu çalışma, kedilerde obezite ile SPX, GAL ve KISS-1 düzeyleri&#13;
arasındaki ilişkiyi eş zamanlı olarak değerlendiren ilk çalışmalardan biri olup, söz konusu&#13;
nöropeptitlerin veteriner klinik pratiğinde potansiyel biyobelirteç olarak kullanılabileceğine&#13;
işaret etmektedir.
</description>
<pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5489</guid>
<dc:date>2026-06-30T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Gingivostomatitli Kedilerde Plazma Serbest Amino Asit Profilinin Değerlendirilmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5487</link>
<description>Gingivostomatitli Kedilerde Plazma Serbest Amino Asit Profilinin Değerlendirilmesi
Yılmaz, Melis
Yılmaz, M. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Veterinerlik İç Hastalıkları Programı, Yüksek Lisans Tezi, Aydın, 2026.&#13;
Amaç: Bu çalışmanın amacı, kronik gingivostomatitli kedilerde plazma amino asit profilini belirlemek ve elde edilen değerleri sağlıklı kontrol grubuyla karşılaştırmaktır. Ayrıca amino asit düzeyleri ile lezyon yoğunluğu ve kaudal stomatit yüzey alanı skorları arasındaki olası ilişkilerin değerlendirilmesi hedeflenmiştir.&#13;
Gereç ve Yöntem: Bu araştırmanın hayvan materyalini, gingivostomatit tanılı 30 kedi ile 19 sağlıklı kedi oluşturdu. Gingivostomatitli gruba daha önce bu tanı nedeniyle tedavi uygulanmamış, diş çekimi yapılmamış ve amino asit içeren takviye kullanmayan kediler dahil edildi; kontrol grubu ise rutin klinik kontrol veya kısırlaştırma amacıyla başvuran, klinik muayene ve temel laboratuvar bulguları normal olan kedilerden seçildi. Gingivostomatitli kedilerde oral lezyonlar klinik muayenede 0–4 arası lezyon şiddet skoru ile derecelendirildi; ayrıca kaudal stomatit yüzey alanı skorları kaydedildi. Tüm kedilerden sefalik venden kan alınarak plazma ayrıştırıldı ve örnekler analiz zamanına kadar uygun koşullarda saklandı. Plazma amino asit konsantrasyonları, ticari kit kullanılarak LC–MS/MS yöntemiyle ölçüldü ve elde edilen amino asit düzeyleri gruplar arasında karşılaştırılarak değerlendirildi.&#13;
Bulgular: Gingivostomatitli kedilerde sağlıklı kontrollere kıyasla plazma sistin (p&lt;0,001), hidroksiprolin (p&lt;0,001), prolin (p&lt;0,001), alfa-aminoadipik asit (p=0,001), hidroksilizin (p=0,002), etanolamin (p=0,002), ornitin (p=0,009), serin (p=0,009), glisin (p=0,010), sitrülin (p=0,018), asparagin (p=0,025) konsantrasyonlarının daha düşük olduğu belirlendi. Buna karşılık, gingivostomatitli kedilerde plazma lizin konsantrasyonlarının daha yüksek olduğu belirlenirken (p=0,008), 3-metilhistidin konsantrasyonları ise sınırda istatistiksel anlamlılık gösterdi (p=0,050). İzolösin (p=0,071), karnozin (p=0,087), sistatyonin (p=0,087), arginin (p=0,107), gama-aminobütirik asit (p=0,138), beta alanin (p=0,154), metiyonin (p=0,160), glutamik asit (p=0,234), lösin (p=0,246), glutamin (p=0,246), 1-metilhistidin (p=0,246), fenilalanin (p=0,329), alanin (p=0,356), histidin (p=0,485), valin (p=0,572), alfa-aminobütirik asit (p=0,681), triptofan (p=0,735), tirozin (p=0,894), taurin (p=0,926), treonin (p=0,959), aspartik asit (p=1,000), homosistin (p=1,000) düzeylerindeki farklılıklar istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı.&#13;
Sonuç: Bu çalışmada kronik gingivostomatitli kedilerde bazı plazma amino asit düzeylerinin sağlıklı kontrollere göre anlamlı farklılıklar gösterebildiği ortaya konuldu. Ancak çalışmadaki örneklem sayısının sınırlı olması ve hasta grubunda olası viral etkenlere yönelik etiyolojik değerlendirmelerin yapılmamış olması araştırmanın önemli kısıtlılıkları arasındadır. Gelecekte daha geniş örneklem gruplarında, viral etkenlerin araştırıldığı ve inflamatuar durumun değerlendirilmesine yönelik parametrelerin dahil edildiği çalışmalar ile bu amino asitlerin gingivostomatit patogenezindeki ve klinik süreçteki rollerinin daha iyi anlaşılabileceği düşünülmektedir.
</description>
<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5487</guid>
<dc:date>2026-06-26T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Gebe Kadınların Bulaşıcı Hastalıklara Yönelik Algıları ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5486</link>
<description>Gebe Kadınların Bulaşıcı Hastalıklara Yönelik Algıları ve Etkileyen Faktörlerin İncelenmesi
Özel, Beyza Nur
ÖZET&#13;
&#13;
GEBE KADINLARIN BULAŞICI HASTALIKLARA YÖNELİK ALGILARI VE ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN İNCELENMESİ&#13;
&#13;
Özel B.N. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Ebelik Anabilim Dalı, Yüksek Lisans, Aydın, 2026. &#13;
Amaç: Bu çalışma, gebe kadınların bulaşıcı hastalıklara yönelik algılarını ve bu algıyı etkileyen faktörleri incelemek amacıyla yapılmıştır.&#13;
Yöntem: Analitik kesitsel tipteki araştırmanın örneklemini, Antalya Şehir Hastanesi Kadın Doğum Acil Servisi’ne başvuran 148 gebe oluşturmuştur. Veriler; Kişisel Bilgi Formu ve Bulaşıcı Hastalıklara Yönelik Algı Ölçeği (BHYAÖ) ile toplanmıştır. Verilerin normal dağılıma uygunluğu Skewness ve Kurtosis değerleri ile incelenmiştir. Grupların karşılaştırılmasında bağımsız grup t-testi, ANOVA, Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis H testleri kullanılmıştır.&#13;
Bulgular: Katılımcıların BHYAÖ toplam puan ortalaması 126,79±19,21; "Genel ve Korunma Yollarına Yönelik Algı" alt ölçek puanı 97,67±14,34 ve "Bulaşa Yönelik Algı" alt ölçek puanı 29,11±5,89 olarak saptanmıştır. Katılımcıların eğitim düzeyi, mesleği, gelir algısı, yaşanılan yer ve sosyal güvencesi ile BHYAÖ puanları arasında anlamlı fark saptanmıştır (p &lt; 0,05). Gebelik sayısı, yaşayan çocuk sayısı, gebeliğin planlı olma durumu, gebelik haftası ve düzenli takibe gitme durumunun yanı sıra; ölü doğum, düşük ve kürtaj gibi olumsuz obstetrik öyküsü olan gebelerin algı düzeylerinin anlamlı derecede daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Ayrıca kronik hastalığı olan, riskli gebelik yaşayan, ailesinde veya bireyde bulaşıcı hastalık öyküsü bulunan gebelerin algı puanları yüksek bulunmuştur. Eğitim alma durumu ve sağlık hizmetlerinden düzenli yararlanma ile algı düzeyi arasında pozitif bir ilişki saptanmıştır. Ayrıca bulaşıcı hastalıklara ve bebeğe yönelik olası zararlara ilişkin korku düzeyindeki artışın da algıyı yükselttiği ortaya koyulmuştur.&#13;
Sonuç: Gebelerin bulaşıcı hastalıklara yönelik algı düzeylerinin orta düzeyin üzerinde ve yüksek seviyeye yakın olduğu saptanmıştır. Algı düzeyinin sosyodemografik özellikler ve geçmişteki obstetrik deneyimlerden önemli ölçüde etkilendiği görülmüştür. Bu sonuçlar doğrultusunda, özellikle düşük eğitimli ve riskli gruptaki gebelere yönelik farkındalık eğitimlerinin artırılması önerilmektedir.&#13;
Anahtar Kelimeler: Bulaşıcı hastalıklar, Gebe, Algı, Sağlık okuryazarlığı, Ebelik.
</description>
<pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5486</guid>
<dc:date>2026-06-26T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
