<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Uzmanlık</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/72</link>
<description/>
<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 09:39:53 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-09T09:39:53Z</dc:date>
<item>
<title>SAĞLIKLI KEDİLERDE TORAKS BÖLGESİNİN BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİK MUAYENESİ</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/3753</link>
<description>SAĞLIKLI KEDİLERDE TORAKS BÖLGESİNİN BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİK MUAYENESİ
Kaya, Şöhret Elif; Kaya, Şöhret Elif
Bilgisayarlı Tomografi (BT) insan hekimliğinde teşhis amacıyla sıkça kullanılan, veteriner&#13;
hekimlik alanında ise son yıllarda kullanımı yaygınlaşmaya başlayan bir görüntüleme&#13;
tekniğidir. Veteriner hekimlik alanında son yıllarda bu tekniğin kullanılmaya&#13;
başlanmasından dolayı BT ile ilgili henüz sınırlı sayıda doküman bulunmamaktadır. Yapılan&#13;
araştırmalarında çoğunlukla patolojik vakalara ilişkin olması bizleri bu konuda çalışmaya&#13;
yönlendirmiştir. Bu çalışmada toraks boşluğuna ait tüm yapılar BT ile detaylı bir şekilde&#13;
incelenmiştir. İnceleme öncesinde çalışmaya dahil edilen tüm kediler detaylı bir&#13;
muayeneden geçirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen olguları İzmir ilindeki özel veteriner&#13;
kliniğimize gelen 10 adet sağlıklı yetişkin kedi oluşturdu. Olguların hematolojik,&#13;
biyokimyasal ve radyolojik tüm verilerine bakılmış ve bu sonuçlara göre herhangi bir&#13;
patolojisi olmayan kediler çalışmaya dahil edilmiştir. Çalışma güvenli bir anestezi protokolü&#13;
ile başlatılmıştır. Anestezi protokolü olarak medetomidin 0,08 ml/kg dozu ile hesap edilerek&#13;
yapılmıştır. Olguların ilk olarak kontrastsız BT çekimleri yapılmıştır. Devamında v.&#13;
jugularis’e yerleştirilen kataterden otomatik enjektör vasıtasıyla kedilerin vucüt ağırlıklarına&#13;
göre kontrast madde verilmiş ve kontrastlı BT çekimleri alınmıştır. Çekimlerin bitiminde&#13;
olgular tek tek güvenli bir şekilde anesteziden uyandırılmıştır. Olguların BT&#13;
değerlendirilmesinde toraks boşluğu içerisinde olan trake, bronş, bronşioller, kalp ve&#13;
odacıkları, büyük damarlar, mediastinum, timus v.b tüm yapıların metot bölümünde&#13;
belirtilen tekniklerle ölçümleri alınmış standart sapmaları ve ortalamaları hesaplanmış ve&#13;
not edilmiştir. Sırasıyla toraks boşluğunun en boy oranı, plöra kalınlığı, kalbin kısa ve uzun&#13;
eksende ölçümü, perikard kalınlığı, kalbin tüm odacıklarının farklı kesitlerde&#13;
interventriküler septum ve interatrial septum ölçümleri yapılmıştır. Yine akciğerler, trakea&#13;
genişliği, bronş çapları, ve bronşiollerin pulmoner artere oranlarının BT ile anatomik&#13;
değerlendirilmesi ve metotta belirtilen kriterler çerçevesinde ölçümlerinin alınması&#13;
gerçekleştirilmiştir. Tüm bu verilerin ışığında yapılan çalışmada sağlıklı kedilerin anatomik oluşumlarının tomografik incelemelerini yapmış olmamız ileri de patolojik vakaların daha&#13;
iyi bir şekilde yorumlanmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda veteriner hekimlere yol&#13;
gösterici bir kaynak olması bakımından bu çalışmanın önem arz ettiği düşüncesindeyiz.
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2019 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/3753</guid>
<dc:date>2019-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Orta etkili kas gevşeticilerdeki rezidüel kürarizasyon insidansı ve etki eden faktörler</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/1437</link>
<description>Orta etkili kas gevşeticilerdeki rezidüel kürarizasyon insidansı ve etki eden faktörler
Kocatürk, Özlem
Amaç: Bu çalışmada, genel anestezi altında orta etkili kas gevşetici kullanılmış olan hastaların, erken ve geç derlenme dönem rezidüel kürarizasyon insidansı ve buna etki eden risk faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır. Yöntem ve Gereç: Genel anestezi altında orta etkili kas gevşeticiler (vekuronyum, rokuronyum, atrakuryum) kullanılarak ameliyat olmuş, Amerikan Anesteziyoloji Derneği (ASA) klinik sınıflaması I ve II olan, 18-70 yaş arası, 208 hasta çalışmaya alındı. Derlenme odasına alınan hastaların, daha önce eğitim verilen derlenme hemşiresi tarafından, 10'ar dakika (dk) ara ile kalp hızı, ortalama arteriyel kan basıncı, oksijen saturasyonu değerleri, cilt ve timpanik ısıları ile Modifiye Aldrete Skorları kaydedildi. Rezidüel kas gevşeticisi etkinliğini saptamak için nöromusküler monitörizasyon yapılıp,  'TOF &lt; %90 = rezidüel kürarizasyon var ' ve  'TOF  ' % 90 = rezidüel kürarizasyon yok ' olarak kaydedildi. Rezidüel kürarizasyona etki edebilecek faktörler olarak; yaş, anestezi süresi, antidot kullanımı, kas gevşeticisinin idamesinde kullanılan ek doz sayısı ve kas gevşetici cinsi değerlendirildi. Derlenme odasında 0. dk ve 30. dk rezidüel kürarizasyon için Binary Logistik Regresyon Analizi yapıldı. Bulgular: Erken derlenme döneminde rezidüel kürarizasyon riski % 10,6 bulundu ve erken derlenme döneminde anestezi süresi, kas gevşetici ek doz sayısı ve antidot kullanımının rezidüel kürarizasyonda etkisi olduğu saptandı. Geç derlenme döneminde ise rezidüel kürarizasyon insidansı % 2,9 olarak bulundu ve tek etkili faktör kas gevşetici ek doz sayısı olarak saptandı. Modifiye Aldrete Skoru ile rezidüel kürarizasyon arasında korelasyon bulunmadı. Sonuç: Orta etkili kas gevşeticilere bağlı rezidüel kürarizasyon insidansı düşük olmakla birlikte kas gevşetici ek doz sayısı arttığında, postoperatif rezidüel kürarizasyon riskinin arttığı saptandı.; Purpose: To evaluate the incidence of residual curarization in the early and late postoperative periods, and related risk factors in patients receiving intermediate-acting muscle relaxants under general anesthesia. Methods: 208 American Society of Anesthesiologists (ASA) physical status I and II adult patients, aged 18-70 years, receiving the intermediate-acting muscle relaxants who underwent general anesthesia were included in this study. Patients' who transported to in Post Anesthesia Care Unit (PACU), heart rates, mean blood pressures, oxygen saturation levels, skin and tympanic temperatures, and Modified Alderete Scores were recorded every 10 minute (min) by an educated PACU nurse. To defined the efficacy of residual muscle relaxant, the neuromuscular monitoring were performed and TOF ratios &lt;90 % were regarded as residual curarization whereas TOF ratios '90 % as adequate neuromuscular recovery. Age, duration of anesthesia, repeated doses and the intermediate-acting neuromuscular blocker agents were evaluated as the factors may influence the residual curarization. Binary Logistic Regression Analyses were performed for the 0th and 30th mins. in PACU. Results: The risk of residual curarization was found to be 10,6 % in the early recovery period, and duration of anesthesia, repeated doses and using of reversal were defined as related factors for the early periods of recovery. However, the risk of residual curarization was found to be 2,9 % in the late recovery period, and repeated doses was defined as the only one effective factor for the late periods of recovery. There wasn't found to be any correlation between the Modified Aldrete Score and residual curarization. Conclusion: The incidence of residual curarization following the intermediate-acting muscle relaxants is less frequent, whereas the risk of residual curarization increases with repeated doses.
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/1437</guid>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Çocuklarda normal elektrokardiyogram değerleri</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/1436</link>
<description>Çocuklarda normal elektrokardiyogram değerleri
Uygur, Özgün
Elektrokardiyografi (EKG) kalp-damar sistemi hastalıklarında önemli bir tanı aracıdır. Çocuklarda normal elektrokardiyogram değerleri yaşa ve cinse göre belirgin değişiklikler göstermektedir. Bu nedenle çocukluk yaş grubunda normal değerlerin saptanması için birçok çalışma yapılmıştır. Günümüzde en yaygın kullanılan EKG değerleri Davignon ve arkadaşları tarafından 1980'de yayınlanan çalışmaya dayanmaktadır. Ancak cihazlardaki değişmelerle birlikte toplumların kendi normal değerlerini belirlemelerine ihtiyaç duyulmaktadır. Aydın ilinde 16 yaşını doldurmamış sağlıklı çocuklarda normal elektrokardiyogram değerlerinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışma Mart 2008- Eylül 2008 tarihleri arasında Aydın il merkezinde yapıldı. 1305 olgudan kayıtlar alındı. Toplamda 142 olgu olmak üzere, kayıt kalitesinin kötü olması nedeniyle 120 olgu, ektopik atriyal ritm nedeniyle yedi olgu, ventriküler erken vuru nedeniyle beş olgu, atriyal erken vuru nedeniyle iki olgu, konjenital kalp hastalığı nedeniyle iki olgu çalışmaya alınmadı. Pediatrik kardiyoloji polikliniğine 13 olgu ileri değerlendirme için çağrıldı. Polikliniğe gelen dokuz olgunun biri aort kapak darlığı, biri Wolff-Parkinson-White sendromu tanısı konarak muayeneye gelmeyen dört olgu ile birlikte çalışmadan dışlandı. Çalışmaya dahil edilen 1163 çocuktan 562'si kız (%47,4), 601'i ise erkekti (%52,6). Çalışmamızdan elde edilen sonuçlar farklı ırklardan, farklı ülkelerden çalışmalarla ve Türkiye'den yapılan benzer çalışmalarla karşılaştırıldı. Sonuç olarak EKG değerlerindeki farklılıkların ırk yanında biyolojik değişkenlik ve prekordiyal elektrotların yerleştirilmesi ile kayıtların gözle kontrol edilmesi gibi bazı teknik özelliklerle ilişkili olabileceği düşünüldü.; Electrocardiography is an important diagnostic tool in the evaluation of the cardiovascular system diseases. The ECG values in childhood significantly varies with age and gender. For this reason, many studies have been performed to establish the normal values for the childhood period. The most frequently used normative ECG measurements rely on the study by Davignon et al. Published in 1980. With the changes in the electrocardiography machines, there is a need for the detection of normal values for all the societies. This study was carried out in Aydın among 0-16 year-old children during March-September 2008 to determine the normal values in healthy children. ECG records were collected randomly from 1305 patients in well child outpatient clinics, primary care units, nursery schools and primary schools. Totally 142 electrocardiograms were excluded (insufficient or noisy records (n=120), ectopic atrial rhythm (n=7), premature ventricular contraction (n=5), atrial premature contraction (n=2), congenital heart disease (n=2)). For further evaluation, 13 children with suspicious ECG's were recalled to the pediatric cardiology unit. Nine of them submitted to our outpatient clinics and two of them were excluded from the study (aortic valvular stenosis (n=1), Wolff-Parkinson-White syndrome (n=1)) besides the four missing patients. The remaining 1163 EGCs were included in the study. Of the children, 562 were female (47.4%) and 601 were male (52.6%). Our results were compared to other studies from different countries between different races and to similar studies from Turkey. It was concluded that the observed differences in various ECG parameters could be related to biological variability and some technical details such as precordial electrode placement and visual checking of the records besides race.
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/1436</guid>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Aydın doğum evi aile planlaması polikliniğine başvuran kişilerin aile planlaması hakkındabilgi, tutum ve davranışlarının ve aile planlaması danışmanlık hizmetlerinin değerlendirilmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/1435</link>
<description>Aydın doğum evi aile planlaması polikliniğine başvuran kişilerin aile planlaması hakkındabilgi, tutum ve davranışlarının ve aile planlaması danışmanlık hizmetlerinin değerlendirilmesi
Kalak, Özlem
ÖZET  GİRİŞ VE AMAÇ: Aile Planlaması, Temel Sağlık Hizmetleri içerisinde önemli bir yere sahiptir. Gebeliği önleyici yöntemlerin yeterli düzeyde kullanılmaması durumunda, sağlık ve sosyal alanlarda pek çok sorun yaşanmaktadır. Bu çalışmada kişilerin Aile Planlamasına ilişkin bakış açılarını değerlendirmek, kadınların koruyucu yöntem tercihleri ve bunu etkileyen faktörleri tespit etmek ve verilen danışmanlık hizmetleri ile eğitimin etkinliğini belirlemek amaçlanmıştır.  YÖNTEM: Aydın Doğum Evi Aile Planlaması Polikliniği'ne 1 Eylül 2007-30 Kasım 2007 tarihleri arasında kontraseptif yöntem malzemeleri ve danışmanlık hizmeti almak için başvuran ve çalışmaya katılmayı kabul eden ardışık 141 kişiye, çalışmacı tarafından Aile Planlaması yöntemleri ile ilgili bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti yapıldı. Danışmanlık hizmeti öncesi 39 ve sonrasında 9 açık ve kapalı uçlu soru içeren anket formu, yine çalışmacı tarafından yüz yüze görüşülerek uygulandı. İstatistiksel değerlendirmede student t , ki kare t, McNemar, fisher exact test ve korelasyon analizi kullanıldı.  BULGULAR: Katılımcıların 112'si (%79,4) herhangi bir yöntemle korunmakta iken, 29'unun (%20,6) herhangi bir yöntem kullanmadığı saptandı. Katılımcılardan 81'i (%57,4) modern yöntem kullanırken, 60'ı (%42,6) geleneksel yöntemler kullanmakta idi. En sık kullanılan yöntemler RİA, geri çekme ve prezervatif olarak bulundu. Katılımcıların danışmanlık hizmeti sonrasında aldıkları bilgi puanların yükseldiği görüldü.  SONUÇ: Kontraseptif yöntemlerin yaygın ve doğru bir şekilde kullanılmasını sağlayacak en önemli faktör, bu konuda yetkili, eğitimli sağlık personeli tarafından verilen danışmanlık hizmetleridir. Aile Planlaması danışmanlık hizmetleri, başvuran kişinin yöntemler konusunda bilgilenmesine, başvuranın kendisini daha güvenli hissetmesine, önerileri doğru bir biçimde uygulamasına ve sağlık hizmetlerini uygun olarak kullanmasına büyük katkılar sağlayacaktır.; ABSTRACT  BACKGROUND AND AİM: Family planning is an important aspect of basic health care system. Insufficient use of contraceptive methods cause a lot of problems both in social and health related areas. The aim of this study is to assess people's point of view on family planning, the contraceptive method preferrences and related factors and to assess the efficiency of counselling and education.  METHODS: This study was carried out between 1 st of September 2007 and 30 th of November 2007 in the State Maternity Hospital family planning clinic of Aydın on 141 woman who attended for counselling on contraceptive methods and freeware. Information about family planning methods were given. A questionnaire was filled out by face to face interviewing method before and after counselling. Chi square, fisher's exact t test, lineer regression and one way analysis of varience (ANOVA) tests were used for statistical analysis.  RESULTS: 112 (79,4%) of participants were using a contraceptive method , whereas 29 (20,6%) were not using any method. 81'i (%57,4) of participants were using a modern contraceptive method and 60 (42,6%) of participants were using traditional methods for contraception. The most commonly used methods were IUD, coitus interruptus and preservative respectively. It was detected that counselling increased number of participants using family planning method.  CONCLUSİON: The most important factor for providing frequent and appropriate usage of contraceptive methods is counselling on this subject done by well educated, authorized health care providers. Family planning counselling service would support proper usage of health care system, feeling confident and being correctly informed about methods for admitted women and correct application of suggested method .
</description>
<pubDate>Tue, 01 Jan 2008 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/1435</guid>
<dc:date>2008-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
