<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>Doktora</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/71</link>
<description/>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 23:47:25 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-15T23:47:25Z</dc:date>
<item>
<title>BAZAL VE GENOTOKSİK STRES KAYNAKLI OTOFAJİNİN MEME KANSERİ KEMOTERAPİ DİRENCİNDE ROLÜNÜN VE MEKANİZMASININ ARAŞTIRILMASI</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5468</link>
<description>BAZAL VE GENOTOKSİK STRES KAYNAKLI OTOFAJİNİN MEME KANSERİ KEMOTERAPİ DİRENCİNDE ROLÜNÜN VE MEKANİZMASININ ARAŞTIRILMASI
Ak, Ceylan
Amaç: Bu çalışma, meme kanseri hücre hattı MCF-7’de Wip1 fosfatazının otofaji, DNA hasar yanıtı (DNA Damage Response/DDR) ve hücresel süreçler üzerindeki etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışma, genotoksik stres koşullarında onkogenik Wip1’in otofaji mekanizmalarını düzenleme potansiyelini, kemoterapiye direnç mekanizmalarının anlaşılmasını ve kanser tedavilerinde yeni hedeflerin belirlenmesini amaçlamaktadır.&#13;
Gereç ve Yöntem: MCF-7 hücrelerinde genotoksik ajan etoposid (ETO), otofaji inhibitörü klorokin (CQ) ve Wip1 inhibitörü GSK 2830371 (GSK) kullanılarak tekli ve kombinasyon tedavileri uygulanmıştır. DDR yolunun aktivasyonu, DNA hasar yanıtı proteinleri, hem bazal otofaji hem de genotoksik stres indüklü otofaji aktivasyonları Wip1, LC3 I-II ve P62 proteinleri, Wip1-ULK1 etkileşimi fosforile ULK1 bölgesi (Ser-638 ve Ser-757) düzeyleri ve hücresel süreçteki proteinler western blot analizleri ile belirlenmiştir. Tedavi şartlarındaki hücrelerin hücresel yanıtları ayrıca Annexin/V, hücre döngüsü, senesens (SA-β-Gal boyama) ve hücrelerin göç kapasitesi yara iyileştirme analizleriyle belirlenmiştir.&#13;
Bulgular: Wip1 fosfatazının otofaji ve DNA hasar yanıtındaki düzenleyici rolü, genotoksik stres koşullarında hücre kaderini şekillendiren kritik bir unsur olarak belirlenmiştir. Wip1’in inhibisyonu ve otofajinin baskılanması, hücre apoptozunda artışa yol açmıştır ve hücre döngüsü durmasına yol açarak senesense aracılık etmiştir. Aynı koşullarda, yara iyileşmesi analizi ile hücre göçünün baskılandığı da açıkça belirlenmiştir. Bu sonuçlar, Wip1-ULK1 ekseninin ve otofaji hedefli tedavilerin, kanser kemoterapisinde direnç mekanizmalarını aşmak için terapötik bir strateji olarak kullanılabileceğini göstermektedir.&#13;
Sonuç: Çalışmamız, genotoksik stres kaynaklı otofaji aktivasyonunun diğer hücresel mekanizmalar üzerinde etkili rolünü göstermektedir ve daha detaylı incelenmesi için bir temel sunmaktadır.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5468</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>WİSTAR ALBİNO SIÇAN NEONATAL MALNÜTRİSYON MODELİNDE FONKSİYONEL PİNEALEKTOMİ VE EKSOJEN MELATONİN UYGULAMASININ KEMİK DOKU GELİŞİMİ VE MORFOLOJİSİ ÜZERİNE OLAN UZUN SÜRELİ ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5467</link>
<description>WİSTAR ALBİNO SIÇAN NEONATAL MALNÜTRİSYON MODELİNDE FONKSİYONEL PİNEALEKTOMİ VE EKSOJEN MELATONİN UYGULAMASININ KEMİK DOKU GELİŞİMİ VE MORFOLOJİSİ ÜZERİNE OLAN UZUN SÜRELİ ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Turgut, Ali Çağlar
Amaç: Günümüzde, özellikle gelişmekte olan ülkelerde sık görülen bir sağlık sorunu olan postnatal malnütrisyonda kemik dokuda ortaya çıkan değişiklikler hala yeterince aydınlığa kavuşturulamamıştır. Bu çalışmada, laktasyon döneminde malnütrisyona uğratılmış sıçanlarda, fonksiyonel Px ve eksojen MT uygulanması sonrasında kranium ve lomber vertebra kemiklerinin gelişiminde ve morfolojisinde ortaya çıkan değişikliklerin araştırılması amaçlanmıştır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Anne sıçanlar ile birlikte tutulan ve çoğaltılmış yavru malnütrisyon modeli kullanılan her iki cinsiyetten toplam 72 adet yavru sıçan 4 eşit gruba (kontrol, PKM, PKM+Px ve PKM+MT) ayrılmıştır. Laktasyon dönemi sonrasında standart diyetle beslenen sıçanlarda 21 haftalık deney süresi sonunda DEXA ve BT cihazlarında lomber vertebra kemik ve mineral yoğunluk ölçümleri yapılmış, ELISA tekniği kullanılarak serum IL-6, IL-10, TNF-α, OCN ve CTX-I düzeyleri analiz edilmiştir. Sakrifiye edilen deneklerin vertebra spesmenlerinde biyomekanik mukavemet testleri uygulanmış, kraniumlarında morfometrik ölçümler yapılmış ve dokular histolojik olarak değerlendirilmiştir.&#13;
Bulgular: Bulgular topluca değerlendirildiğinde, başta PKM+Px olmak üzere, PKM’ye uğratılmış deneklerin vücut ağırlığı ve kranium gelişiminde gerilik ile lomber vertebra kemik yoğunluğunda ve dayanıklılığında azalma görülürken, biyokimyasal inflamatuar sitokin aktivitelerinde ve histolojik olarak metabolik kemik döngüsünde rezorbsiyon yönünde anlamlı artış saptanmıştır (p &lt; 0,005). Diğer yandan, PKM+MT grubunda ise, mevcut bulgularda kısmi bir düzelme dikkati çekmiştir.&#13;
Sonuç: Ucuz, kolay ve tekrarlanabilir olan sıçan neontal PKM modelinde, erişkin sıçanların kranium ve vertebra kemik dokularında ortaya çıkan değişikliklerin insanlardaki osteoporoza benzerlik gösterdiği görülmüştür. PKM’ye uğratılmış sıçanlarda, PKM sonrasında kemik gelişimi ve morfolojisinde uzun vadede ortaya çıkan telafi edici etkilerin sinerjik olarak uyarılmasında ve kemik rezorpsiyonunun engellenmesinde eksojen MT uygulamasının koruyucu ve destekleyici bir rolü olduğunu düşündürmektedir.; Objective: Currently, the changes occurring in bone tissue due to postnatal malnutrition, a common health problem especially in developing countries, are still not fully understood. This study aimed to investigate the changes in the development and morphology of cranial and lumbar vertebral bones in malnourished rats subjected to functional Px and exogenous MT during lactation.&#13;
Material and Metod: A total of 72 pups of both sexes, kept with their mothers and using  model with offspring the undernourished by increasing litter size, were divided into 4 equal groups (control, PCM, PCM+Px, and PCM+MT). After the lactation period, the rats were fed a standard diet, and at the end of the 21-week experiment, lumbar vertebral bone and mineral density measurements were performed using DEXA and CT devices, and serum IL-6, IL-10, TNF-α, OCN, and CTX-I levels were analyzed using ELISA technique. Biomechanical strength tests were performed on the vertebral specimens of the sacrificed subjects, morphometric measurements were taken in their cranium, and the tissues were evaluated histologically.&#13;
Results: When the findings were evaluated collectively, subjects who underwent PCM, especially those in the PCM+Px group, showed retardation in body weight and cranial development, as well as a decrease in lumbar vertebral bone density and strength, while a significant increase in biochemical inflammatory cytokine activity and histological resorption in metabolic bone turnover was detected (p &lt; 0,005). On the other hand, a partial improvement in the existing findings was observed in the PCM+MT group.&#13;
Conclusion: In the inexpensive, easy, and reproducible rat neonatal PCM model, the changes observed in the cranial and vertebral bone tissues of adult rats were found to be similar to osteoporosis in humans. This suggests that exogenous MT administration plays a protective and supportive role in synergistically stimulating the long-term compensatory effects on bone development and morphology, and in reduction of bone resorption in PCM-treated rats.
</description>
<pubDate>Tue, 10 Feb 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5467</guid>
<dc:date>2026-02-10T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>İpek Böceği Koza Proteini Serisinin Teke Spermasının Dondurularak Saklanmasında Kullanılabilirliğinin Araştırılması</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5465</link>
<description>İpek Böceği Koza Proteini Serisinin Teke Spermasının Dondurularak Saklanmasında Kullanılabilirliğinin Araştırılması
Özcan, Tanay
ÖZET&#13;
İPEK BÖCEĞİ KOZA PROTEİNİ SERİSİNİN TEKE SPERMASININ&#13;
DONDURULARAK SAKLANMASINDA&#13;
KULLANILABİLİRLİĞİNİN ARAŞTIRILMASI&#13;
Özcan T. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Reprodüksiyon&#13;
ve Suni Tohumlama Programı, Doktora Tezi, Aydın, 2026.&#13;
Amaç: Bu çalışma, ipek böceği kozasından elde edilen serisinin, teke spermasının&#13;
kriyoprezervasyon sürecindeki potansiyel faydalarını araştırmak amacıyla yapılmıştır.&#13;
Gereç ve Yöntem: Araştırmada pubertaya ulaşmış 5 adet Saanen ırkı tekeden Kasım 2023 ve&#13;
Mart 2024 tarihleri arasında haftada bir olacak şekilde suni vajen yöntemi ile alınan spermalar&#13;
kullanılmıştır. Toplanan spermalar sırasıyla serisin içermeyen düşük gliserol (kontrol %3&#13;
gliserol) %0.1 serisin düşük gliserol (%0.1 serisin , %3 gliserol) ve %0.5 serisin içeren düşük&#13;
gliserol (%0.5 serisin , %3 gliserol) , serisin içermeyen yüksek gliserol (kontrol %6 gliserol),&#13;
%0.1 serisin içeren yüksek gliserol (%0.1 serisin %6 gliserol) ve %0.5 serisin içeren yüksek&#13;
gliserol (%0.5 serisin %6 gliserol) olarak son sulandırıcı içeriği ( 300mM Tris, 28mM glikoz,&#13;
95 mM sitrik asit %3 ve %6 gliserol ve %15 yumurta sarısı) ile sulandırılmıştır. Dondurma&#13;
işlemi sonrası farklı gruplardaki payetler 37 C derecede çözdürülerek grupların muayeneleri&#13;
yapılmıştır.&#13;
Bulgular: Düşük gliserol ve yüksek gliserol içeren kontrol, %0,1 ve %0,5 serisin içeren&#13;
grupların çözüm sonu total motilite oranları sırayla; %48,6±4,4, %52,0±7,2, 55,4±3,3 ve&#13;
55,4±4,0, 63,8±4,4 58,2±5,0 iken progresif motilite oranları sırayla sırasıyla %9,7±0,9,&#13;
%13,6±2,8, 14,0±1,6 ve 11,5±1,2, 16,5±1,7, 13,2±1,4 olarak kaydedilmiştir. Grupların,&#13;
membran bütünlüğü ve canlı spermatozoon oranları ise sırayla %17,7±2,7 %19,2±2,9 23,0±2,6&#13;
ve 24,3±2,3 25,3±2,2 22,2±1,9 ve %86,8±1,1 %86,5±1,5 %88,1±1,4 ve %88,6±0,8, %90,5±1,1&#13;
%90,0±0,8 olarak kaydedilmiştir. Normal spermatozoon oranı sırayla, %86,3±1,3, %86,1±1,8,&#13;
%87,3±1,4 ve %86,2±1,6, %86,2±1,3, %87,3±1,4 bulunmuştur. Akrozom bütünlüğü oranı ve&#13;
Propodium Iodide (PI) negatif spermatozoon oranı ise sırayla; %60,5±3,8, %66,5±3,8,&#13;
%67,2±2,5 ve %56,8±6,3 %63,1±6,1 %59,8±6,3 ve %17,3±3,1, %20,7±4,0, %18±3,5 ve&#13;
%21,0±2,3 %23,0±5,4 %15,0±2,5 olarak kaydedilmiştir. Spermatolojik muayeneler açısından&#13;
gruplar arasında istatistiksel fark bulunamamıştır (p&gt;0.05)&#13;
xi&#13;
Sonuç: Farklı oranlarda gliserol içeren teke sperma sulandırıcılarına çeşitli dozlarda serisin&#13;
ilave edilen gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Bununla&#13;
birlikte, serisin içeren gruplarda spermatolojik muayene sonuçlarının aritmetik ortalamalarının&#13;
daha yüksek olduğu gözlenmiştir
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5465</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Koç Spermasının Dondurulmasında Serisin ve Gliserol Kombinasyonunun Çözüm Sonrası Spermatolojik Özellikler Üzerine Etkisi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/5464</link>
<description>Koç Spermasının Dondurulmasında Serisin ve Gliserol Kombinasyonunun Çözüm Sonrası Spermatolojik Özellikler Üzerine Etkisi
Ayana, Begimay
ÖZET&#13;
KOÇ SPERMASININ DONDURULMASINDA SERİSİN VE GLİSEROL&#13;
KOMBİNASYONUNUN ÇÖZÜM SONRASI SPERMATOLOJİK ÖZELLİKLER&#13;
ÜZERİNE ETKİSİ&#13;
Ayana B. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Reprodüksiyon&#13;
ve Suni Tohumlama Programı, Doktora Tezi, Aydın, 2026.&#13;
Amaç: Bu çalışmada, koç spermasının konvansiyonel dondurulmasında sperma&#13;
sulandırıcılarına serisin ve farklı seviyelerde gliserol ilavesinin spermatolojik parametreler&#13;
üzerine etkileri belirlendi.&#13;
Gereç ve Yöntem: Çalışmada 1. Grup: TCG (Tris Sitrik asit Glikoz), %15 yumurta sarısı&#13;
(Kontrol), 2. Grup: TCG, %15 yumurta sarısı, %5 gliserol (%5G), 3. Grup: TCG, %15 yumurta&#13;
sarısı, %0.1 serisin (%0.1 S), 4. Grup: TCG, %15 yumurta sarısı, %0.1 serisin+%5 gliserol&#13;
(%5G+S), 5. Grup: TCG, %15 yumurta sarısı, %0.1 serisin+%3 gliserol (%3G+S) olarak&#13;
belirlendi. Koçlardan alınan sperma örnekleri spermatolojik açıdan normal oldukları tespit&#13;
edildikten sonra 5 eşit hacime bölünerek, 1+5 oranında sulandırılarak donduruldu. Spermanın&#13;
çözdürülmesinin ardından bazı spermatolojik parametreler (motilite, normal spermatozoon,&#13;
canlılık, prematür akrozom reaksiyonuna giren spermatozoon oranı ve membran bütünlüğü)&#13;
yönünden analiz edildi. Bu değerler gruplar arasında tek tek karşılaştırılarak serisin’in koruyucu&#13;
etkinliği belirlendi.&#13;
Bulgular: Sonuç olarak, serisin’in %0.1 dozunun tek başına koç spermasının dondurulmasında&#13;
tüm spermatolojik parametreler üzerinde kontrol grubuna göre olumlu bir etkisinin olmadığı&#13;
tespit edilmiştir. Ancak, %3 ve %5 gliserol içeren %0.1 serisin içeren gruplar&#13;
karşılaştırıldığında total motilite, membran bütünlüğü, canlı spermatozoon oranında istatistiksel&#13;
benzer sonuçların elde edilmesi, koç spermasının dondurulmasında %0.1 serisin ilave edilerek&#13;
gliserolün dozları azaltılarak gliserolün sitotoksik etkisinin azaldığını göstermektedir.&#13;
Sonuç: Elde edilen sonuçlar, farklı dozlarda ve daha fazla sayıda örnek kullanılarak yapılacak&#13;
çalışmalar ile serisin’in çözüm sonu sperma kalitesi üzerine etkilerinin daha ayrıntılı&#13;
xii&#13;
araştırılması gerektiği ifade edilebilir. Serisin’in sperma sulandırıcısına katılabilecek düşük&#13;
toksisiteye sahip bir antioksidan olduğu kanaatine varılmıştır.
</description>
<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/5464</guid>
<dc:date>2026-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
