<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" version="2.0">
<channel>
<title>2006 Cilt 7 Sayı 2</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/1846</link>
<description/>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 05:26:59 GMT</pubDate>
<dc:date>2026-04-15T05:26:59Z</dc:date>
<item>
<title>Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aile Planlaması Bölümü'ne 2001-2005 yılları arasında başvuran perimenopozal kadınlar tarafından kullanılan kontraseptif yöntemler</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/2036</link>
<description>Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Aile Planlaması Bölümü'ne 2001-2005 yılları arasında başvuran perimenopozal kadınlar tarafından kullanılan kontraseptif yöntemler
İnal, Murat; Yıldırım, Yusuf; Ertopcu, Kenan; Özelmas, İsa; Tınar, Şivekar
Amaç: Bu çalısmanın amacı Ege bölgesi'ndeki perimenopozal kadınlar tarafından tercih edilen kontraseptif&#13;
yöntemleri ve bu yöntemlerin devamlılık oranını saptamaktır.&#13;
Yöntem: Agustos 2001 ve Nisan 2005 tarihleri arasında hastanemiz aile planlaması bölümüne kontrasepsiyon&#13;
için basvuran toplam 442 perimenopozal kadın bu prospektif klinik çalısmaya dahil edildi.&#13;
Bulgular: Kadınların ortalama yası 47.4±4.8 idi. En sık seçilen kontraseptif yöntemler kombine oral&#13;
kontraseptifler (OKS) (%31) ve Depo medroxyprogesteroneacetate (DMPA) (%28.5) idi. Tuba ligasyonu ve&#13;
vazektomiyi içeren kalıcı yöntemler dıslandıgında, en yüksek devamlılık oranı olan yöntemOKS(%83.9) idi.&#13;
Sonuç: Bariyer kontrasepsiyon ve RIA perimenopozal periyoddaki kadınlar için önerilen yöntemler olmasına&#13;
ragmen, hastanemiz aile planlaması bölümüne basvuran perimenopozal Ege bölgesi kadınlarının sadece %20.1'i&#13;
bu yöntemleri tercih etmektedir. Perimenopozal kadınların kontraseptif seçimine ve bu kontraseptif yöntemlerin&#13;
devamlılık oranlarına etki eden faktörleri arastıran daha fazla çalısmaya ihtiyaç vardır.; Objective: To detect usage frequency and continuing rate of several contraceptive methods chosen by perimenopausal women surviving in Aegean region.&#13;
Method: A total of 442 perimenopausal women who applied to family planning unit of our hospital for contraception in between August 2001 and April 2005 were enrolled into this prospective clinical study.&#13;
Results: Mean age of the women was 47.4±4.8. The most common selected contraceptive methods were combined oral contraceptives (OCs) (31%) and Depo medroxyprogesteroneacetate (DMPA) (28.5%). If permanent methods including tuba ligation and vasectomy were excluded, the highest continuation rate was for OCs (83.9%).&#13;
Conclusion: Although barrier contraception and IUD are suggested method for women in perimenopausal period, only 20.1% of perimenopausal Aegean region women appliying family planning unit of our hospital have chosen these methods. There is needed to further studies investigating the factors influence on the preparation of contraceptive methods of perimenopausal women and the continuation rate of these methods.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2006 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/2036</guid>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Pediyatrik cerrahide kaudalanaljezi etkinliğinin retrospektif olarak değerlendirilmesi</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/2033</link>
<description>Pediyatrik cerrahide kaudalanaljezi etkinliğinin retrospektif olarak değerlendirilmesi
Gezer, Erdal; Uğur, Bakiye; Şen, Selda; Oğurlu, Mustafa; Aydın, Osman Nuri; Gürsoy, Feray
Amaç: Retrospektif olarak, hastanemizde 2006 yılının Ocak-Haziran ayları arasında, pediatrik cerrahide&#13;
inguinal, ürogenital ve rektal bölgede elektif cerrahi operasyon geçirmis 125 olguda genel anestezi indüksiyonu&#13;
sonrasında yapılan kaudal blogun, intraoperatif, postoperatif dönemde analjezik etkinligini ve&#13;
komplikasyonlarını degerlendirmeyi amaçladık.&#13;
Gereç ve yöntem: Retrospektif olarak pediatrik cerrahide elektif cerrahi operesyon geçirmis kaudal blok&#13;
uygulanmıs hasta dosyalarında yer alan anestezi izlem, anestezi derlenme odası hasta takip ve hemsire gözlem&#13;
formları incelenerek, demografik veriler, operasyon türü, indüksiyon ve idamede uygulanan anestezik ajanlar,&#13;
anestezi sekli, kaudal blokta uygulanan lokal anestezigin türü, miktarı, konsantrasyonu; intraoperatif,&#13;
postoperatif dönemde uygulanan analjezik ihtiyaçları ile verilme zamanları ve komplikasyonlar kaydedilmistir.&#13;
Bulgular: Yas ortalamaları 41.57±38.55, yas aralıgı 1-132 ay olup, cinsiyet 118 erkek (%94.4) ve 7 kız (%5.6),&#13;
vücut agırlıkları ortalama 14.60±7.81 kg olarak bulundu. Kaudal blokla %0.25 bupivakainden 1ml/kg uygulanan&#13;
hastaların anestezi süreleri ortalama 61.50±42.07 dak. olarak bulunmustur. Intraoperatif dönemde herhangi bir&#13;
analjezik yapılmamıs olup postoperatif analjezi süreleri ortalama 412.88±163.13 dak. olarak saptanmıstır.&#13;
Postoperatif dönemde herhangi bir komplikasyon bildirilmemistir.&#13;
Sonuç: Kaudal blok pediatrik cerrahide inguinal, ürogenital, rektal bölgede yapılan operasyonlarda intraoperatif&#13;
ve postoperatif dönemde analjezi saglamada etkili bir yöntem oldugunu gözlemledik.; Objective: We aimed to retrospectively evaluate analgesic effect and complications in intraoperative and post operative periods of caudal block performed after induction of general anesthesia in 125 pediatric patients who underwent elective surgical operations on the inguinal, urogenital and rectal regions in 2006.&#13;
Material and Methods: Data were collected from anesthesia monitoring forms, recovery room monitoring forms and nursing monitoring forms about demographics, types of operations, anesthetic agents used for induction and maintenance of anesthesia, types of anesthesia, types, doses and concentrations of local anesthetics used for caudal block, analgesics given in intraoperative and postoperative periods, time of analgesic administration and complications.&#13;
Results: The patients were aged 1-132 months, with a mean of 41.57±38.55 months. Out of 125 patients, 118 (94.4%) were male and 7 (5.6%) female with a mean weight of 14.60±7.81 kg. Duration of anesthesia was 61.50±42.07 min in patients administered 0.25% bubivacain for caudal block. No analgesics were administered during operation and mean duration of analgesia in the postoperative period was 412.88±163.13 min. No complications were noted in the postoperative period.&#13;
Conclusion: It can be concluded that caudal block decreases the need for general anesthesia in the intraoperative period and provides effective analgesia in the postoperative period in operations on the inguinal, urogenital and rectal regions.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2006 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/2033</guid>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Hinman sendromu</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/2032</link>
<description>Hinman sendromu
Reşorlu, Berkan
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2006 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/2032</guid>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item>
<title>Prostat kanseri tanısında transrektal ultrasonografi bulgularının gözden geçirilmesi: radyolojik ve patolojik bulguların karşılaştırılması</title>
<link>http://hdl.handle.net/11607/2031</link>
<description>Prostat kanseri tanısında transrektal ultrasonografi bulgularının gözden geçirilmesi: radyolojik ve patolojik bulguların karşılaştırılması
Ünsal, Alparslan; Taşkın, Füsun; Meteoğlu, İbrahim; Uz, Burçin; Karaman, Can Zafer
Amaç: Transrektal ultrasonografi (TRUS) esliginde prostat biyopsisi yapılan hastaları gözden geçirmek ve&#13;
prostat kanseri tanısında yardımcı olabilecek ultrasonografik kriterleri degerlendirmek.&#13;
Yöntem: Ocak 2003-Temmuz 2005 tarihleri arasında TRUS esliginde prostat biyopsisi alınan ve PSA degerleri&#13;
gri zonda yer alan (410 ng/dl; ortalama PSA: 6.9 ± 2.7 ng/dl) 129 hasta retrospektif olarak degerlendirildi. TRUS&#13;
bulguları patoloji sonuçlarıyla karsılastırıldı. Periferik zon ekoyapısı (homojen ya da heterojen) ve prostat bezi&#13;
konturları (düzgün ya da düzensiz) subjektif olarak sınıflandı.&#13;
Bulgular: 44 hasta (% 34) prostat kanseri tanısı aldı. Incelenen kriterlerden periferik zon ekoyapısı ile periferik&#13;
zonda hipoekoik nodül varlıgının patoloji sonuçlarıyla istatistiksel olarak anlamlı biçimde iliskili oldugu&#13;
saptandı (p=0.000 ve p=0.007). Prostat kanseri yakalama olasılıgının, periferik zonun heterojen oldugu durumda&#13;
7 kat [Odds Oranı (OO): 7.06 (2.98-16.70) % 95 Güven Aralıgı (GA)], periferik zonda hipoekoik nodül&#13;
varlıgında ise 3 kat [OO: 2.73 (1.18-6.28)%95 GA] arttıgı görüldü.&#13;
Sonuç: Prostat kanseri tanısında TRUS'nin yeri sınırlıdır ve daha çok biyopsi kılavuzu olarak kullanılır. Bununla&#13;
birlikte, bu çalısmanın sonuçları bahsedilen TRUS bulgularının varlıgında kanser yakalama olasılıgının anlamlı&#13;
biçimde arttıgını ortaya koymaktadır. Nodüle yönelik biyopsi protokollerine benzer sekilde heterojen periferik&#13;
zon varlıgında alınan biyopsi örneklerinin sayısının artırılmasına dayanan bir çalısma planı ile sunulan&#13;
çalısmanın geçerliligi degerlendirilebilir.; Purpose: To overview transrectal ultrasonography (TRUS) guided prostate biopsy cases and to evaluate the potentially useful sonographic criteria for the diagnosis of prostate cancer.&#13;
Methods:Between January 2003 and June 2005, TRUS guided prostate biopsy specimens were obtained from 129 patients with a gray zone PSA level (4 - 10 ng/dl; average PSA: 6.9 ± 2.7 ng/dl). TRUS findings were compared with pathology results. Peripheral zone echostructure (homogenous or heterogeneous) and prostate contours (smooth or irregular) were classified subjectively. Presence of a hypoechoic nodule in the peripheral zone was noted, additional samples were obtained from the nodules.&#13;
Results: 44 patients (34%) were found to have prostate adenocarcinoma. A statistically significant relationship was found between the peripheral zone echostructure - presence of hypoechoic nodule in the peripheral zone and pathological results (p=0.000 and 0.007, respectively). Prostate cancer detection rate increased 7 folds [Odds Ratio (OR): 7.06 (2.98-16.70) 95% Confidence Interval (CI)] when the peripheral zone was heterogeneous and 3 folds [OR: 2.73 (1.18-6.28) 95% CI] when there was a hypoechoic nodule in the peripheral zone.&#13;
Conclusion:TRUS has a limited role in the diagnosis of prostate cancer and is especially used for biopsy guidance. On the other hand, the results of this study reveal a significant increase in cancer detection rate when the mentioned TRUS findings are present. Similar to the nodule targeted biopsies; the accuracy of the presented study can be evaluated with a prospective study including a larger number of biopsy specimens in case of peripheral zone heterogenity.
</description>
<pubDate>Sun, 01 Jan 2006 00:00:00 GMT</pubDate>
<guid isPermaLink="false">http://hdl.handle.net/11607/2031</guid>
<dc:date>2006-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</channel>
</rss>
