<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<feed xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns="http://www.w3.org/2005/Atom">
<title>2014 Cilt  15 Sayı 3</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11607/1788" rel="alternate"/>
<subtitle/>
<id>http://hdl.handle.net/11607/1788</id>
<updated>2026-04-15T23:51:36Z</updated>
<dc:date>2026-04-15T23:51:36Z</dc:date>
<entry>
<title>Hastanede takipli gebelerin yenidoğan bakımı ile ilgili bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11607/1921" rel="alternate"/>
<author>
<name>Önsüz, Muhammet Fatih</name>
</author>
<author>
<name>Köse, Onur Özlem</name>
</author>
<author>
<name>Demir, Figen</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11607/1921</id>
<updated>2016-02-18T01:00:47Z</updated>
<published>2014-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Hastanede takipli gebelerin yenidoğan bakımı ile ilgili bilgi düzeyleri ve etkileyen faktörler
Önsüz, Muhammet Fatih; Köse, Onur Özlem; Demir, Figen
AMAÇ: Bu araştırmada bir hastanenin obstetrik polikliniğinde takip edilen gebelerin&#13;
yenidoğan bakımı konusundaki bilgi düzeylerinin ve etkileyen faktörlerin&#13;
belirlenmesi amaçlanmıştı.&#13;
GEREÇ VE YÖNTEMLER: Tanımlayıcı tipteki bu araştırma bir hastanenin Obstetrik&#13;
Polikliniği’nde takipli ve araştırmaya katılmayı kabul eden 118 gebe ile&#13;
yürütüldü. Araştırmanın verileri 23 soru ve iki bölümden oluşan anket formunun&#13;
yüzyüze gözlem altında uygulanması yoluyla toplandı. Verilerin istatistik analizlerinde&#13;
tanımlayıcı istatistikler, ki-kare ve Fisher’in kesin testi kullanıldı ve p&lt;0.05&#13;
istatistiksel anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi.&#13;
BULGULAR: Katılımcıların %40,7’si üniversite mezunu iken, %54,2’si çalışmakta&#13;
idi. Sadece %13,6’sı bebek bakımı ile ilgili eğitim almıştı. Katılımcıların %84,7’si&#13;
kundaklama, %72,9’u anne sütü verme zamanı, %71,2’si gün içinde emzirilme&#13;
sayısı ve %66,1’i de yenidoğana yapılacak aşılar konularında doğru bilgi sahibi&#13;
idi. Yenidoğanın bakımı ile ilgili konularla eğitim düzeyi, çalışma durumu ve&#13;
bebek bakımıyla ilgili eğitim alma durumu arasında anlamlı farklılık bulundu&#13;
(p&lt;0.005).&#13;
SONUÇ: Araştırmamızda katılımcıların yenidoğan bakımıyla ilgili bilgi düzeyleri&#13;
yüksek bulunmuştur. Eğitim düzeyi yüksek, çalışan ve bebek bakımı eğitimi almış&#13;
olanların daha bilgili olmaları, ülkemizde bu konuda eğitim verilmesinin ve&#13;
kadının statüsünün arttırılmasının önemini göstermektedir.; OBJECTIVE: The purpose of this study was to determined knowledge levels&#13;
and associated factors about newborn care of pregnants following by obstetrics&#13;
policlinic of a hospital.&#13;
MATERIALS AND METHODS: This descriptive study was performed with 118&#13;
voluntary pregnants following by Obstetric Policlinic of a hospital. Study data&#13;
was collected by a two part questionnaire which had 23 questions by using face&#13;
to face interview. The data was evaluated by descriptive statatistics, chi square&#13;
and Fisher exact tests. and p&lt;0.05 has been accepted significany level.&#13;
RESULTS: Of 40.7% participants were graduated from university and 54.2% of&#13;
them employed. Only 13.6% of them had an education about newborn care.&#13;
84.7% of them had correct knowledge about swaddling, 72.9% of them had&#13;
correct knowledge about breastfeeding time, 71.2% of them had correct knowledge&#13;
about frequency of breastfeeding in a day and 66.1% of them had correct&#13;
knowledge about vaccination of the newborn. There were significant differences&#13;
between newborn care knowledge and education level, employment and having&#13;
an education about newborn care (p&lt;0.005).&#13;
CONCLUSION: We find newborn knowledge levels of the participants high. Participants&#13;
who are high educated, employed and have an education about newborn&#13;
care have more knowledge about this subject. This results show us the importance&#13;
of giving education about this subject and raising status of women in our country.
</summary>
<dc:date>2014-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Lökositoklastik vaskülit olarak gelen bir olguda nefrotik sendrom nedeni: fokal segmental glomerüloskleroz</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11607/1916" rel="alternate"/>
<author>
<name>Tamer, Abdülkerim Furkan</name>
</author>
<author>
<name>Emre, Habib</name>
</author>
<author>
<name>Korkmaz, Levent</name>
</author>
<author>
<name>Gülcan, Erim</name>
</author>
<author>
<name>Sarı, Refik Ali</name>
</author>
<author>
<name>Uyanık, Abdullah</name>
</author>
<author>
<name>Keleş, Mustafa</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11607/1916</id>
<updated>2016-02-18T01:00:47Z</updated>
<published>2014-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Lökositoklastik vaskülit olarak gelen bir olguda nefrotik sendrom nedeni: fokal segmental glomerüloskleroz
Tamer, Abdülkerim Furkan; Emre, Habib; Korkmaz, Levent; Gülcan, Erim; Sarı, Refik Ali; Uyanık, Abdullah; Keleş, Mustafa
Lökositoklastik vaskulit vücuttaki küçük damarların inflamasyonu anlamına gelmektedir.&#13;
Genellikle ciltte özellikle bacaklarda belirti verir ancak vücudun diğer&#13;
bölgelerinde de ortaya çıkabilir. Klinik pratikte en yaygın görülen vaskulittir. Lökositoklastik&#13;
vaskulit pek çok nefrolojik hastalıklarla birlikte seyredebilir. Ancak&#13;
lökositoklastik vaskulit olarak gelen nefrotik sendromlu hastada fokal segmental&#13;
glomerüloskleroz görülmesi beklenmeyen bir durumdur. Fokal segmental&#13;
glomerülosklerozda glomerüler hasara ve glomerüloskleroza yol açan etyolojik&#13;
ajanlar veya mekanizmaların çoğu bilinmemektedir. Onsekiz yaşında her iki üst&#13;
ve alt ekstremitelerde döküntü ve kızarıklık, her iki bacaklarda şişlik şikayetleri&#13;
ile kliniğimize başvuran hastaya lökositoklastik vaskulit tanısı konuldu. Nefrotik&#13;
düzeyde proteinürisi olan hastanın böbrek biyopsisinde ise fokal segmental glomeruloskleroz&#13;
tespit edildi.; Leukocytoclastic vasculitis refers to the inflammation of small blood vessels in&#13;
the body. It usually manifests in the skin, particularly in the legs, but it may also&#13;
occur in other areas. It is the most common vasculitis seen in clinical practice.&#13;
Leukocytoclastic vasculitis can progress together with many nephrological&#13;
diseases. However, focal segmental glomerulosclerosis is unexpected cause of&#13;
nephrotic syndrome at a case admitted about leukocytoclastic vasculitis. Etiologic&#13;
agents or mechanisms that initiate glomerular injury and lead to glomerulosclerosis&#13;
are largely unknown in focal segmental glomerulosclerosis. An&#13;
eighteen years old patient who presented to our clinic with skin eruption and&#13;
rushes of both lower and upper extremities and edema of lower extermities had&#13;
been diagnosed leukocytoclastic vasculitis. The patient with nephrotic range&#13;
proteinuria, renal biopsy reveal.
</summary>
<dc:date>2014-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Fonksiyonel Tek Böbrekli hastada unutulan double j stente bağlı gelişen akut böbrek yetmezliği: olgu sunumu</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11607/1915" rel="alternate"/>
<author>
<name>Budak, Salih</name>
</author>
<author>
<name>Sağlam, Hasan Salih</name>
</author>
<author>
<name>Adsan, Öztuğ</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11607/1915</id>
<updated>2016-02-18T01:00:43Z</updated>
<published>2014-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Fonksiyonel Tek Böbrekli hastada unutulan double j stente bağlı gelişen akut böbrek yetmezliği: olgu sunumu
Budak, Salih; Sağlam, Hasan Salih; Adsan, Öztuğ
Üreteral stentlerin endikasyonlarının artması ve kullanımının giderek yaygınlaşmasının&#13;
doğal sonucu olarak stentlere bağlı komplikasyonların görülme sıklığı&#13;
da artmıştır. Literatürde soliter böbrekli hastalarda unutulmuş stentlere bağlı gelişen&#13;
böbrek yetmezliği, sepsis ve ölüm vakaları rapor edilmiştir. Soliter böbrekli&#13;
hastalar klinik önemlerine rağmen stentlerine yeterli ilgiyi göstermemektedir.&#13;
Bu olgu sunumunda sağ nonfonksiyone böbrekli hastada dört yıl süre ile unutulan&#13;
double J stente bağlı gelişen akut böbrek yetmezliği tablosu sunulmuştur.&#13;
Fonksiyonel tek böbreği olan hastalarda unutulmuş stentin oluşturabileceği katastrofik&#13;
sonuçlar nedeniyle daha dikkatli olunmalıdır. Üreteral stent takılması&#13;
planlanan hastalara stent endikasyonları, süresi ve komplikasyonlarının ayrıntılı&#13;
anlatılması hastanın daha ilgili olmasını sağlayabilir.; The frequency of complications subject to stents has increased as a natural result&#13;
that ureteral stent indications increase and its usage becomes widespread&#13;
gradually. There has been renal insufficiency, sepsis and death cases reported&#13;
developing due to stents forgotten in patients with solitary kidneys in literature.&#13;
Patients with solitary kidneys cannot give sufficient care to their stents instead&#13;
of clinic precautions. In this case report, we present acute renal failure findings&#13;
developed subject to double J stent forgotten for four years in a patient right&#13;
non-functional kidney. We should be more careful due to catastrophic results&#13;
created by stent forgotten in patients with single functional kidney. Telling stent&#13;
indications, period and complications in details to patients to whom ureteral&#13;
stent will be placed might provide them become more interested.
</summary>
<dc:date>2014-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
<entry>
<title>Ultrasound Eelastography findings in patients with NAFLD</title>
<link href="http://hdl.handle.net/11607/1826" rel="alternate"/>
<author>
<name>Tunçyürek, Özüm</name>
</author>
<author>
<name>Türkkan, M. Onur</name>
</author>
<author>
<name>Mirzai, Nalan</name>
</author>
<author>
<name>Açıkalın, Uğur</name>
</author>
<author>
<name>Tunçyürek, Pars</name>
</author>
<id>http://hdl.handle.net/11607/1826</id>
<updated>2016-02-13T01:00:59Z</updated>
<published>2014-01-01T00:00:00Z</published>
<summary type="text">Ultrasound Eelastography findings in patients with NAFLD
Tunçyürek, Özüm; Türkkan, M. Onur; Mirzai, Nalan; Açıkalın, Uğur; Tunçyürek, Pars
OBJECTIVE: This study evaluates whether dynamic elastography could better&#13;
characterize and differentiate the non-alcoholic fatty liver disease (NAFLD) and&#13;
patient pool for biopsy.&#13;
MATERIALS AND METHODS: 18 patients with NAFLD were examined by ultrasound&#13;
(US) and elastography at the Department of Radiology. The patients,&#13;
none of whom had any chronic liver disease, were 54±9.5 (35-71) years old (8&#13;
men; 10 women). Biochemical markers were evaluated. Patients with high liver&#13;
echogenicity were classified as Stage III NAFLD. B-mode US equipment includes&#13;
a Hitachi HI VISION Preirus system with an embedded elastography (EL) module&#13;
(Hitachi Medical Systems Europe) and 6.5 MHz linear probe.&#13;
RESULTS: Of the cases, 55.6% were female and 44.4% were male. All cases with&#13;
Stage I NAFLD were female (n:5). Only 33.3% of the cases with Stage III NAFLD&#13;
were female (n:2). According to the results of elastography, no intergroup difference&#13;
was differentiated when the stages of NAFLD were compared. When&#13;
biochemical and hepatomegaly values were considered, differences were only&#13;
detected in GGT and hepatomegaly values among the NAFLD groups (p:0.015).&#13;
CONCLUSION: In the study, the stages of hepatosteatosis could not be differentiated&#13;
with the EL examination. Therefore, it was thought to be of no benefit&#13;
to the selection.; AMAÇ: Bu çalışma alkolik olmayan yağlı karaciğer (NAFLD) olgularının biopsi&#13;
öncesi değerlendiriminde elastografinin etkinliğini araştırmak için planlandı.&#13;
GEREÇ VE YÖNTEMLER: Radyoloji bölümünde 18 NAFLD hastası B mod ultrason&#13;
ile incelendikten sonra elastografi ile değerlendirildi . Olguların hiçbirinde&#13;
kronik karaciğer hastalığı yoktu. Yaşları 35 ila 71 arasında değişen 8 erkek hasta&#13;
ile 10 kadın hasta çalışmaya dahil edildi ( ortalama 54±9.5). Son 6 ay içerisindeki&#13;
biyokimyasal değerlendirmeleri de kayıt altına alındı. Karaciğer dalak ile karşılaştırılarak&#13;
ekojenite artışına göre I., II. ve III. derecelerde ile sınıflandıırldı. B mod ve&#13;
elastografi değerlendirilmesi Hitachi HI VISION Preirus sistemi ile 6.5 MHz lineer&#13;
prob ile yapıldı.&#13;
BULGULAR: Olguların %55,6’sı kadın, %44’ ü erkek idi. Evre I NAFLD olgularının&#13;
tümü kadın idi (n:5). Evre III olgularının sadece %33,3’ü kadın idi (n:2). Gruplar&#13;
arası hepatosteatoz evresi göz önüne alındığında elastografi sonuçları arasında&#13;
fark saptanmadı. Biyokimyasal değerler ve hepatomegali ölçüm değerleri göz&#13;
önüne alındığında GGT ve hepatomegali ölçümleri gruplar arası farklılık göstermekte&#13;
idi (p:0.015).&#13;
SONUÇ: Bu çalışmada, B mod ultrasonda sıklıkla kullanılan hepatosteatoz evreleme&#13;
sistemi elastografi tekniği ile doğrulanamadı. Böylelikle NAFLD tanısı ile&#13;
biyopsi gereken ile gerekmeyen takipteki olgular arasında ayrım yapılamadı. Bu&#13;
veri transient elastografi bulgularından oldukça farklı idi.
</summary>
<dc:date>2014-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</entry>
</feed>
