<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/2526">
    <title>DSpace Collection:</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/2526</link>
    <description />
    <items>
      <rdf:Seq>
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/2580" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/2579" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/2578" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/2577" />
      </rdf:Seq>
    </items>
    <dc:date>2026-04-05T18:44:15Z</dc:date>
  </channel>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/2580">
    <title>Su birikmesinin bitki ve toprak üzerine etkisi</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/2580</link>
    <description>Title: Su birikmesinin bitki ve toprak üzerine etkisi
Authors: Yavaş, İlkay; Ünay, Aydın; Şimşek, Serap
Abstract: Su birikmesi, özellikle sulanan tarım alanlarında ve yüksek yağışa sahip bölgelerde bitki gelişimini ve verimini&#xD;
olumsuz yönde etkileyen bir problemdir. Bu aşamada, bitki ve topraktaki biyolojik ve kimyasal olaylar da&#xD;
değişmektedir. Su birikmesi sonucu meydana gelen zararların temel nedeni olarak besin ve su alımını etkileyen&#xD;
oksijen eksikliği gösterilmiştir. Bitkiler hücre bölünmesi, büyüme, besin maddesi alımı ve taşınması için oksijene&#xD;
ihtiyaç duymaktadırlar. Oksijen eksikliği metabolizmanın oksijenli koşullardan oksijensiz koşullara geçmesine&#xD;
neden olmaktadır. Genellikle su ile doymuş topraklarda oksijen seviyesi 48-96 saat içinde bitkiye zarar verecek&#xD;
seviyeye ulaşmaktadır. Azalan oksijen seviyesinde gelişen dokular hayatta kalabilmek için yüksek oranda toksik&#xD;
ürünler üretmektedirler. Çimlenen tohumlar ve çıkış yapan fideler yüksek metabolizma seviyelerinden dolayısu&#xD;
birikmesine oldukça duyarlıdırlar. Birçok serin iklim tahılı, baklagiller ve özellikle mısır gibi bitkiler gelişim&#xD;
noktaları toprak yüzeyine yakın olduğu 5-6 yapraklı dönemden önce, su birikimine daha duyarlı olma&#xD;
eğilimindedirler. Kışlık buğday dışında birçok tahıl ve mısır toprak sıcaklığı belirli bir sıcaklığı aştığında suya&#xD;
doymuş topraklarda 48 saatten fazla kalırsa ölebilmektedir. Bitkiler su birikmesi koşullarına arankima oluşumu,&#xD;
çözünebilir şekerlerin miktarındaki artış, daha fazla glikolitik döngü, fermantasyon enzimlerindeki artış ve&#xD;
antioksidan savunma mekanizması ile adapte olmuşlardır.; Waterlogging is a problem, which negatively affects plant growth and yield especially in irrigated area and high&#xD;
rainfed regions. In this stage, biological and chemical processes in plant and soil also have been changed. The&#xD;
main cause of damage under waterlogging is oxygen deprivation, which affect nutrient and water uptake. Plants&#xD;
need oxygen for cell division, growth and the uptake and transport of nutrients. Lack of oxygen shift the energy&#xD;
metabolism from aerobic conditions to anaerobic conditions. Generally, the oxygen level in a saturated soil&#xD;
reaches the point that is harmful to plant growth after about 48-96 hours. In an effort to survive, tissues growing&#xD;
under reduced oxygen levels use alternate metabolic pathways that produce by-products, some of which are toxic&#xD;
at elevated levels. Germinating seeds and emerging seedlings are very sensitive to waterlogging as their level of&#xD;
metabolism is high. Crops like winter cereals, legumes and especially maize tend to be more sensitive to&#xD;
waterlogging when their growing point is still below the surface of the soil (before the 5-6 leaf stage). With the&#xD;
exception of winter wheat, many of the cereals and maize can be killed if soils are saturated beyond 48 hours when&#xD;
soil temperatures exceed some degrees. Plants adapted to waterlogged conditions, have mechanisms to cope with&#xD;
this stress such as aerenchyma formation, increased availability of soluble sugars, greater activity of glycolytic&#xD;
pathway and fermentation enzymes and involvement of antioxidant defence mechanism to cope with the post&#xD;
hypoxia/anoxia oxidative stress.</description>
    <dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/2579">
    <title>Kapasite kavramına peyzaj mimarlığı bağlamında genel bir bakış</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/2579</link>
    <description>Title: Kapasite kavramına peyzaj mimarlığı bağlamında genel bir bakış
Authors: Türel, Hatice Sönmez; Küçükerbaş, Erhan Vecdi
Abstract: Basit anlamıyla içine alma sınırı ya da kapsama gücü olarak tanımlanan kapasite kavramı çok çeşitli bilim&#xD;
dallarında yerini bulmuş, yönetim ve kaynak planlama süreçlerinin vazgeçilmez anahtarı haline gelmiştir.&#xD;
Önceleri kuramsal temellere dayalı yapılan çalışmalar zaman içerisinde daha nesnel bir tabana oturtulmuş olup&#xD;
farklı kapasite türleri ve kapasite belirleme yöntemleri ortaya çıkmıştır. Bu çalışmada “kapasite” kavramı peyzaj&#xD;
mimarlığı bakış açısıyla incelenmiş olup geçmişten günümüze kapasite belirleme çalışmalarının geçirdiği süreç,&#xD;
konu ile ilgili literatür ışığında ortaya konulmuştur. Ayrıca kapasite kavramına ilişkin farklı tipolojik yaklaşımlar&#xD;
ile kapasite belirleme yöntemlerine de yer verilerek, bu konuda gelecekte yapılabilecek çalışmalara yönelik&#xD;
önerilerde bulunulmuştur.; The capacity concept which is simply defined as the limit of inclusion or coverage ability has found place in a&#xD;
wide variety branches of science and become an indispensable key of management and resource planning&#xD;
processes. Initially the studies done on the theoretical basis have been placed on a more objective base and&#xD;
different capacity types and determination methods have arisen over time. In this study, the "capacity" concept is&#xD;
examined with a view of landscape architecture and the process of capacity determination studies is analyzed in&#xD;
the light of the relevant literature from past to present. Also different typological approaches on the capacity&#xD;
concept and methods of determining the capacity are given and possible studies on the subject in the future are&#xD;
suggested.</description>
    <dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/2578">
    <title>Bazı melez mısır çeşitlerinin performanslarının belirlenmesi</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/2578</link>
    <description>Title: Bazı melez mısır çeşitlerinin performanslarının belirlenmesi
Authors: Koca, Yakup Onur; Erekul, Osman
Abstract: Mısır, dünyada önem bakımından tahıllar grubundaki 3 bitkiden birisidir. Bu sebeple günden güne birçok yeni&#xD;
melez mısır çeşidi geliştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı yeni melezlerin performanslarının belirlenmesidir.&#xD;
DenemeAdnan Menderes Üniversitesi Ziraat Fakültesinde kurulmuştur. KompozitArifiye,Ada 9510,Ada 9516,&#xD;
Özgem, DKC6842, Varenne, Cadız, C955, Helen ve Doge çeşitleri çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Tepe&#xD;
püskülü çıkarma gün sayısı (TP), koçan püskülü çıkarma gün sayısı (KP), koçan uzunluğu (KU), koçanda tane&#xD;
sayısı(KTS), bin tane ağırlığı(BTA), tane verimi (TV) ve tanede protein oranı(PO) değerleri belirlenmiştir.&#xD;
Tepe püskülü çıkarma gün sayısı değeri 62-72 gün aralığında, koçan püskülü çıkarma gün sayısı değeri 66-78 gün&#xD;
aralığında, koçan uzunluğu 18.9-24.8 cm aralığında, koçanda tane sayısı 514-812 adet aralığında, bin tane&#xD;
ağırlığı 243-330 g aralığında, tane verimi 1130-1680 kg/da aralığında, protein oranı %9.8-%13.5 aralığında&#xD;
olduğu belirtilmiştir. Çalışmanın sonucunda C-955 çeşidi verim ve verim öğeleri bakımından, Kompozit Arifiye&#xD;
çeşidi ise tane kalitesi açısından en yüksek performansı göstermiştir.; Corn is one of the three important plants under the cereal crops in the world. Therefore many new hybrid corn&#xD;
varieties are developed day by day. The aim of the study determinates of the new hybrid performance. The trial&#xD;
was establishedAgriculture Faculty ofAdnan Menderes Universities inAydın. KompozitArifiye,Ada 9510,Ada&#xD;
9516, Özgem, DKC-6842, Varenne, Cadız, C955, Helen and Doge were carried material of the experiment. The&#xD;
number of day to teaseling, the number of day to silking, cob length, the number of grain per cob, a thousand of&#xD;
grain weight, grain yield and protein rate were determinate.&#xD;
The number of day to teaseling among of 62-72 days, the number of day to silking among of 66-78 days, cob&#xD;
length among of 18.9- 24.8 cm, the number of grain per cob among of 514- 812, a thousand of grain weight among&#xD;
of 243-330 g, grain yield among of 1130-1680 kg/da and protein rate among of 9.8%-13.5% was indicated. Result&#xD;
of the experiment C-955 corn variety showed the best performance from the yield and yield component and&#xD;
KompozitArifiye also showed the best performance from the kernel quality.</description>
    <dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/2577">
    <title>Coefficient of friction of potato (Solanum tuberosum L.) tubers in different surfaces</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/2577</link>
    <description>Title: Coefficient of friction of potato (Solanum tuberosum L.) tubers in different surfaces
Authors: Öztekin, Yeşim Benal; Yeşiloğlu, Elçin; Vursavuş, Kubilay Kazım; Saçılık, Kamil
Abstract: The static and dynamic coefficients of friction were determined for four industrial potato varieties produced in&#xD;
commercially in Turkey (Agria, Marabel, Marfona and Sante) against five different surfaces (galvanized sheet,&#xD;
court fabric, stainless steel, rubber and iron sheet). The peak static and average dynamic coefficient of friction&#xD;
parameters were considered as the dependent variables, and variety and frictional surfaces as the independent&#xD;
variable. The temperature recorded in the laboratory during the experiments was 21 ± 3 C and moisture content of&#xD;
potato tubers was % 72.93-84.59 Experiment results were evaluated statistically. The static coefficients of&#xD;
friction values ranged from 0.478-0.820 for court fabric, from 0.326-0.507 for iron sheet, 0.143-0.469 for&#xD;
galvanized sheet, 0.220-0.397 for rubber, 0.210-0.470 for stainless steel. The dynamic coefficients of friction&#xD;
values ranged from 0.370-0.607 for court fabric, 0.354-0.480 for iron sheet, 0.182-0.420 for galvanized sheet,&#xD;
0.210-0.409 for rubber, 0.186-0.397 for stainless steel. The analysis of variance showed that varieties and test&#xD;
surfaces on the static and dynamic coefficient of friction is significant (P&lt;0.01). Among the structural surfaces,&#xD;
court fabric has the highest value of the average static and dynamic coefficient of friction and galvanized sheet has&#xD;
the lowest one.; Türkiye'de ticari olarak üretimi yapılan dört patates çeşidinin (Agria, Marabel, Marfona ve Sante) beş farklı&#xD;
yüzey üzerinde (galvanize sac, kort bezi, paslanmaz çelik, lastik ve sac) statik ve dinamik sürtünme katsayıları&#xD;
belirlenmiştir. Çalışmada statik ve dinamik sürütnme katsayıları bağımlı değişken, çeşit ve sürtünme yüzeyleri&#xD;
ise bağımsız değişken olarak alınmıştır. Test süresince laboratuar sıcaklığı yaklaşık 21 ± 3 C olarak ölçülmüş,&#xD;
patates yumrularının nem düzeylerinin ise yaş baza göre % 72.93-84.59 aralığında olduğu tespit edilmiştir.&#xD;
Deney sonuçları istatistiksel olarak analiz edilmiştir. Statik sürtünme katsayısı değerleri kort bezi için 0.478-&#xD;
0.820, sac yüzey için 0.326-0.507, galvanize sac için 0.143-0.469, lastik yüzey için 0.220-0.397, paslanmaz çelik&#xD;
için ise 0.210-0.470 aralığında değişim göstermiştir. Dinamik sürtünme katsayısı değerleri ise kort bezi için&#xD;
0.370-0.607, sac yüzey için 0.354-0.480, galvanize sac için 0.182-0.420, lastik yüzey için 0.210-0.409,&#xD;
paslanmaz çelik için 0.186-0.397 aralığında değişim göstermiştir. Yapılan varyans analizi sonuçlarına göre çeşit&#xD;
ve sürtünme yüzeyi bağımsız değişkenlerinin statik ve dinamik sürtünme katsayıları üzerinde istatistiksel olarak&#xD;
önemli etkileri olduğu görülmüştür (P&lt;0.01). Sürtünme yüzeyleri içinde kort bezi en yüksek, galvanize sac ise en&#xD;
düşük statik ve dinamik sürtünme katsayısı değerlerini veren yüzeyler olmuştur.</description>
    <dc:date>2011-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
</rdf:RDF>

