<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rdf:RDF xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
  <channel rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/1801">
    <title>DSpace Community:</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/1801</link>
    <description />
    <items>
      <rdf:Seq>
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/1911" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/1910" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/1909" />
        <rdf:li rdf:resource="http://hdl.handle.net/11607/1908" />
      </rdf:Seq>
    </items>
    <dc:date>2026-04-14T22:00:09Z</dc:date>
  </channel>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/1911">
    <title>Multiloküler kistik renal hücreli karsinom</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/1911</link>
    <description>Title: Multiloküler kistik renal hücreli karsinom
Authors: Çulhacı, Nil; Çetin, Nesibe Kahraman; Koçak, İzzet
Abstract: Multiloküler kistik renal hücreli karsinom kistik renal neoplazmların karakteristik histolojik bulguları olan ve&#xD;
çok iyi prognoza sahip nadir görülen bir alt tipidir. Multiloküler kistik renal hücreli karsinom tüm renal&#xD;
tümörlerin %1'ini olusturur ve çeşitli boyutlarda, seröz veya hemorajik sıvı ile dolu, grade I nükleer özellikler&#xD;
gösteren berrak hücrelerle döşeli düzensiz, ince duvarlı fibröz septalarla ayrılmış kistlerle karakterlidir. Tümör&#xD;
rekürrensi veya metastazı bildirilmemiştir.Bu tümörün kistik nekroz gösteren unilokuler veya multilokuler kistik&#xD;
renal hücreli karsinomdan ayrılması önemlidir. Bu makalede, multiloküler kistik renal hücreli karsinom tanısı&#xD;
nedeniyle nefrektomi uygulanan 53 yasında erkek hasta sunulmaktadır.; Multilocular cystic renal cell carcinoma is an uncommon subtype of cystic renal neoplasms with characteristic histologic findings and a good prognosis. Multilocular cystic renal cell carcinoma, accounts for 1% of all renal tumors and it is characterized by variably sized, serous or hemorrhagic fluid filled cysts separated by irregular, thin-walled, fibrous septa covered with clear cells showing grade I nuclear features. No tumor recurrences or metastasis have been reported. It is important to distinguish this tumor from unilocular or multilocular cystic renal cell carcinoma showing cystic necrosis. Here we report on a 53-year-old man who underwent nephrectomy for multilocular cystic renal cell carcinoma.</description>
    <dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/1910">
    <title>Psödointradural/intraradiküler disk herniasyonu: bir vaka sunumu ve literatürün gözden geçirilmesi</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/1910</link>
    <description>Title: Psödointradural/intraradiküler disk herniasyonu: bir vaka sunumu ve literatürün gözden geçirilmesi
Authors: Kızılay, Zahir; Bolat, Elif; Topçu, Abdullah; Acar, Feridun
Abstract: Intraradiküler disk herniasyonu, intradural disk herniasyonunun özel bir alt tipidir. Intradural disklerin oluşum&#xD;
etyolojisine yönelik birçok teori öne sürülse de bu patolojik durumun olusum patofizyolojisi tam olarak&#xD;
açıklanamamıştır. Bu patolojik durum dural anatomi temelinde sınıflandırılarak tip A  ve tip B olmak üzere 2 alt&#xD;
gruba ayrılmıştır. Intradural intraradiküler disklerin tanımlanmasında preoperatif dönemde bir spesifik yöntem&#xD;
veya görüntüleme bulgusu yoktur. Bu nedenle bu hastaların çoğuna intraoperatif olarak tanı konulmaktadır ve&#xD;
hatta başarısız bel cerrahi sonrası ikinci operasyonda tanı almaktadır. Bu vaka sunumunda 54 yasında, sol&#xD;
siyatalji kliniğiyle başvuran ve yapılan preoperatif görüntüleme tetkiklerinde spesifik bir bulgu saptanmayan bir&#xD;
bayan hastanın klinik ve radyolojisi sunularak literatür tekrar gözden geçirildi.; Intraradicular disc herniation is a special subtype of intradural disc herniation. Although many theories has been suggested about the formation of intradural discs, the pathophysiology of this pathological state hasn't been explained exactly yet. This state has been classified on the basis of dural anatomy and separated into two subgroups as typeAand B. There is no spesific technique or neuroradiological picture of diagnosing intradural intraradicular disc herniation in the preoperative process. Because of this, the patients are mostly diagnosed intraoperatively and they are even diagnosed in next operations after failed back surgery. In this case report we presented the clinical and radiologic features of a 54 year old female patient with the applying symptom of left sciatalgia and with no spesific findings in her preoperative imaging studies and the literature has been reviewed.</description>
    <dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/1909">
    <title>Abdominalaorta iskemi- reperfüzyonuna bağlı gelişen akciğer hasarında karnozinin etkisi</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/1909</link>
    <description>Title: Abdominalaorta iskemi- reperfüzyonuna bağlı gelişen akciğer hasarında karnozinin etkisi
Authors: Alaçam, Bilge; Ek, Rauf Onur; Yıldız, Yüksel; Serter, Mukadder; Boylu, Nezihe Tülün; Temoçin, Sadun
Abstract: AMAÇ: Aortanın geçici olarak klemplenmesini gerektiren cerrahi girişimlerden sonra, alt ekstremitelerde&#xD;
iskemi/reperfüzyon (IR) hasarı ve akcigerlerde uzak organ hasarı oluşabilir. IR hasarında nötrofillerin&#xD;
aktivasyonunun önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Amacımız rat modelinde abdominal aortanın&#xD;
klemplenmesini takiben olusan akciğer iskemi reperfüzyon hasarında karnozinin etkisini araştırmaktır.&#xD;
GEREÇ ve YÖNTEM: Yirmidört adet Sprague-Dawley cinsi rat, rasgele ve esit sayıda (n=8) olmak üzere üç&#xD;
gruba ayrıldı. Grup 1 deki ratlarda batın açıldı ve abdominal aortları eksplore edildikten sonra hiçbir girişim&#xD;
yapılmadan tekrar kapatıldı. Grup 2'de abdominal aortaya klemp konuldu. 30 dakika iskemi süresinin sonunda&#xD;
klemp kaldırıldı ve 60 dakika reperfüzyon gerçekleştirildi. 2. grupdaki islemin aynısı karnozin verilen 3. gruba da&#xD;
uygulandı ve karnozin intraperitoneal yolla klemp kaldırılmadan 10 dakika önce, 250 mg/kg olarak verildi. Tüm&#xD;
gruplardaki ratlar reperfüzyon süresinin tamamlanmasıyla sakrifiye edildi. Histolojik inceleme ve biyokimyasal&#xD;
analizler için akciğer doku örnekleri alındı.&#xD;
BULGULAR: Akciğer dokusunda Grup 2'ye ait malonil dialdehit, süperoksit dismutaz, myeloperoksidaz,&#xD;
okside glutatyon ve total glutatyon değerleri kontrol grubundaki değerlere göre anlamlı derecede yüksek bulundu.&#xD;
(p&lt;0,05). Grup 3'e ait malonil dialdehit ve okside glutatyon degerleri, aortik iskemi reperfüzyon grubundaki&#xD;
degerlere göre anlamlı derecede düsük bulundu (p&lt;0,05). Immünohistokimyasal degerlendirmede iNOS için&#xD;
immünreaktivitenin grup 1'de olmadıgı, grup 2'de siddetli düzeyde oldugu grup 3'de ise hafif düzeyde oldugu&#xD;
görüldü.&#xD;
SONUÇ: Karnozinin, abdominal aortanın geçici iskemi reperfüzyon hasarına baglı olarak akcigerlerde olusan&#xD;
patolojik degisikleri önlemede yararlı etkileri bulunmaktadır.; OBJECTIVE: The purpose of this study is to examine the effect of carnosine on ischemia reperfusion injury in lungs occuring after occlusion reperfusion of infrarenal abdominal aorta in rats.&#xD;
MATERIALS and METHODS: Twentyfour Sprague-Dawley rats were randomly divided into 3 groups (n=8). Sham laparotomy (control) group (Group 1) underwent laparotomy and dissection of the infrarenal abdominal aorta without occlusion. In aortic ischemia reperfusion groups (group 2 and 3), after laparotomy and exteriorization of the infrarenal abdominal aorta, aorta was occluded for 30 min ischemia and then the clamp was removed for 60 min reperfusion. In group 3; 250mg/kg carnosine, were given intraperitoneally 10 min before declamping aorta. The lung tissue specimens were taken for biochemical analysis and immunohistochemical examination.&#xD;
RESULTS: In lung specimens, malonil dialdehyde, oxidized glutathione and total glutathione levels, and superoxide dismutase and myeloperoxidase activities were significantly higher in the aortic ischemia reperfusion (group 2) than the sham laparotomy (control) group (p&lt;0.05). Levels of malonil dialdehyde and oxidized glutathione were significantly lower in the aortic ischemia reperfusion and carnosine group (group 3) than the aortic ischemia reperfusion one (p&lt;0.05). While iNOS immunoreactivities were severe in group 2 and mild in group 3, they were not observed in group 1.&#xD;
CONCLUSION: Carnosine was beneficial in prevention of lung injury after abdominal aortic occlusionreperfusion injury.</description>
    <dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
  <item rdf:about="http://hdl.handle.net/11607/1908">
    <title>Uykuda işitsel uyarılma potansiyelleri</title>
    <link>http://hdl.handle.net/11607/1908</link>
    <description>Title: Uykuda işitsel uyarılma potansiyelleri
Authors: Kocaaslan, Sibel; Öniz, Adile; Özgören, Murat
Abstract: AMAÇ: Bu çalısmanın amacı uykunun farklı evrelerinde uygulanan işitsel uyaranlara karşı verilen yanıtların&#xD;
değişimini irdelemektir.&#xD;
GEREÇ ve YÖNTEM: Çalısmaya 12 gönüllü birey alınmıştır (18-32 yas, ort: 24.5±4.1; 2 kadın). Kayıtlar,&#xD;
NuAmps 40 kanallı [Elektroensefalografi (EEG), Elektrookülografi (EOG), çene Elektromyografisi (EMG)]&#xD;
kayıt sistemi, ses uyarı modülü, video ve Bispektral indeks (BIS) monitorizasyonu kullanılarak&#xD;
gerçekleştirilmiştir. Uyku kayıtları sırasında (1500 Hz, 80 dB, 500 ms) işitsel uyaranlar kulak içine (etimotik)&#xD;
uygulanmıştır. Sürekli EEG, EOG ve EMG verileri, Rechtschaffen ve Kales (R&amp;K) skorlama sistemine göre&#xD;
uyku evrelerine ayrılmıştır. Her bir evrede [Non-REM (N1, N2, N3 ve N4) ve REM] isitsel uyarılma&#xD;
potansiyelleri (IUP) incelenmiştir. Cz elektrotundan kayıtlı N100, P200, N300, P450, N550 ve P900 yanıtlarının&#xD;
uyku evrelerine göre değişimi araştırılmıştır. Istatistiksel analizlerde uyku evreleri ile IUP bileşenlerinin genlik&#xD;
ve latans ilişkileri tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ile incelenmiştir. Ikili karşılaştırmalarda Bonferroni post&#xD;
hoc testi uygulanmıştır.&#xD;
BULGULAR: Uykunun derinleşmesi ile N100 bileseninin küçüldüğü, N300 ve P900 bileşeninin ise büyüdüğü&#xD;
gösterilmiştir. Dalga formlarında bulunan değişiklikler uykunun farklı evrelerinde (ve mikro evrelerde) dinamik&#xD;
bilgi işlemleme süreçleri olduğunu göstermektedir.&#xD;
SONUÇ: Isitsel uyarılma potansiyelleri, erken duyusal potansiyellerden geç işlemleme süreçlerine kadar beyin&#xD;
fonksiyonlarının çalışılmasında yararlı bir yöntemdir. Bu elektrofizyolojik ipuçları gelecekte uyku&#xD;
araştırmalarına ve klinik uygulamalara yararlı olabilirler.; OBJECTIVE: The aim of the present study is to investigate the responses to auditory stimulations during different sleep stages.&#xD;
MATERIALS and METHODS: Twelve subjects (mean age: 24.5±4.1; 2 female) participated in the study. Data collection was performed with 40 channel NuAmps [Electroencephalography (EEG), electrooculography (EOG), chin electromyography (EMG)] recording system, auditory stimulation unit, video and Bispectral Index (BIS) monitorization. The records were scored according to Rechtschaffen and Kales (R&amp;K) scoring system. Auditory evoked potentials (AEP) were analyzed in each sleep stage [Non-REM (N1, N2, N3 and N4) and REM]. N100, P200, N300, P450, N550 and P900 (P750) components were examined in Cz electrode. One-wayANOVA was applied to compare amplitudes and latencies of AEP components in different sleep stages. Post-hoc comparisons were conducted with Bonferroni method.&#xD;
RESULTS: The results showed that by deepening of sleep N100 decreased, N300 and P900 increased. The changes and interactions in the waveforms pointed at a dynamic information processing in the brain throughout different stages (and also microstates) of sleep.&#xD;
CONCLUSION: The auditory stimulations serve as a plausible study method providing a scope for brain functioning from early sensory potentials to very late processes (as late as 900 ms post-stimulus). These electrophysiological hints may be utilized for future sleep research studies as well as clinical applications.</description>
    <dc:date>2010-01-01T00:00:00Z</dc:date>
  </item>
</rdf:RDF>

